|
|
|
Hüseyin Akyüz edebiyat sayfaları |
|
Hüseyin
Akyüz - Karalamalar
- Edebiyat
Deyince - Blog Sayfası |
|
Efsane Yazarlar... JACK LONDON
1876 yılında, San Francisco’da dünyaya gelen yazar, yoksulluğu nedeniyle. küçük yaşlarda çalışmak zorunda kaldı. Bu yaşlarda edindiği kitap okuma alışkınlığı onun hayal gücünü kamçıladı ve okuduğu serüven kitaplarındaki gibi serüven dolu bir hayat yaşamak istedi. Bu isteğine yoksulluktan kurtulma hayalleri de eklenince daha 13 yaşındayken bir tekne satın alıp denize açıldı. Tesadüfler onu istiridye korsanlığı yapmaya itti. Bu sırada içkiye alıştı ve alkolik oldu. Daha sonra istridya avcılığından liman polisliğine geçti. Liman polisliği sırasında limana gelen gemilerden birine tayfa olarak binip hayalini kurduğu serüvenleri yaşayabilmek üzere Kore ve Sibirya’ya gitti. Geri döndüğünde özlediği serüveni yaşayamamış olmanın burukluğuyla bir kenevir fabrikasında iş buldu. Bu arada hiç eksiltmeden sürdürdüğü kitap okuma
alışkanlığı yanında duygularını yazıya dökmeye başladı. Annesinin
zorlamasıyla Call Dergisi’nin açtığı makale yarışmasına yazı gönderdi ve bu
yazıyla birincilik ödülü olan 25 doları kazandı. Bu yazısında Japon sularında
yakalandıkları tayfunu anlattı. “Japon
Kıyılarında Tayfun” adlı bu öyküsü, güçlü dili ve özgün anlatımı ile
bugün de gücünü ve tazeliğini korumaktadır. Uzun süren çalışma saatleri ve zor koşullar onu
kenevir fabrikası işçiliğinden soğuttu. Kendine yeni bir ekmek kapısı ararken
demiryollarında serserilik yapan gençlerin arasına katıldı. O trenden bu
trene atlayarak ve oradan oraya gelip giderek, hergün bir sürü yeni
serseri ve işsizle tanışarak, kimi
zaman da lokantalardan yemek dilenerek yaşadığı maceralı hareketli bir dönem
geçirdi. Bir ara orduya yazılıp asker olmayı deneyen London, orada
karşılaştığı sıkı disiplin karşısında çapuk pes etti. Yeniden serserilik
günlerine geri döndü. Bu kez başı
polisle derde girdi ve hapishane yaşamıyla tanıştı. Hapishanede tutuklulara
ekmek ve su taşıyan görevli oldu. Hapishane yaşamı ona değişik insanlarla
tanışıp yaşam deneyimini ve düşüncelerini zengileştirse de dışarıya çıktıktan
sonra yine demiryolu serseriliğine geri dönmek zorundaydı. Bu dönemde
yaşadıklarını daha sonra yazdığı Demiryolu
Serserileri isimli kitabında anlattı. Jack London’un sosyalist fikirleri, bu
serserilik günlerinde, yani işsizler, serseriler arasında geçirdiği günlerde
yeşerdi. Jack London, bu insanların işsizliği ve serseriliği macera peşinde
koşmak için tercih etmediklerinin, yaşamın katı koşulları nedeniyle böyle yaşamak zorunda kaldıklarının farkına
vardı. Onların, içinde yaşamak zorunda oldukları bu düzen kusurluydu ve
toplumun iflas etmiş olduğunu gösteriyordu. London Yüksek öğrenimini tamamlamaya karar verdi ve
bunun için Oakland lisesine yazıldı. Liseye yazıldığında 19 yaşındaydı ve
arkadaşlarına uyum göstermekte zorluk çekiyordu. Yine bu yıllarda çeşitli
derneklerle ve sosyalist partiyle ilişkisi oldu. Bu yıllarda yaptığı
konuşmalardan birinde toplumsal düzenden eleştirel bir biçimde bahsetmesi,
tutuklanmasına neden oldu. Lise sınavlarını verip Kaliforniya Üniversitesi’ne
girdiğinde sosyalizm üzerine düşünceleri çok olgunlaşmıştı ve bu konuda
ileriye yönelik palanları vardı. Fakat ailesinin içine düştüğü maddi sıkıntı
yüzünden okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldı. Artık beden işçiliği yapmak
istemediği için şansını yazarlıkta denemeya karar verdi. Sürekli yazılar yazdı ve bunları çeşitli
dergilere gönderdi. Çok çalışmasına karşın yazarlıkta umduğunu bulamayıp
yeniden beden işçiliğine dönmek zorunda kalınca, biraz da serüven
duygusunun çekiciliğiyle 1896 yılında
Klondik’e altın aramaya gitti. Burada
altın bulma konusunda başarız olsa da elde ettiği çok değerli
deneyimlerle geriye döndü. Bu deneyimleri ve gözlemleri sonraları onun birçok hikayesine ve
kitabına hayat verecekti.
London sonraki yıllarda Londrada bir süre beş
parasız yaşamak zorunda kaldı. Bu dönemde
kentin en kötü şartlarında yaşayan insanlarının bulunduğu doğu yakasında
kaldı. Buradaki yaşam koşullarının incelemesini de içine kattığı Uçurum
İnsanları büyük bir ilgi
uyandırdı. Bundan sonra yine kitap yazmaya devam etti. Vahşetin Çağrısı ve Deniz Kurdu kitapları da büyük
beğeniyle karşılandı. Vahşetin Çağrısı
adlı kitabı ona dünya çapında bir ün kazandırdı. Deniz Kurdu birçok eleştirmen tarafından Jack London’un en güçlü
eseri olarak kabul edilir. Çünkü bu romanda gelişim, biyoloji ve
toplumbilimini güzel bir biçimde harmanladı ve heyecanlı bir şekilde halk
kitlelerine sundu. London’un bundan sonraki yaşamında gazeteci olarak savaşı izlemek ve
röportajlar yapmak için Japonya’ya giderken Kore’de Rus casusu olmakla
suçlanıp tutuklanması, yine Japonya’da orduyu izinsiz izlemek suçundan hapse
girmesi, üniversitelerde, çeşitli
derneklerde konferanslar, seminerler vererek buralarda sosyalist fikirleri
insanlara sunması ve serüven duygusunun durmadan kışkırtmasıyla yerinde
duramayıp kendi tasarımı bir tekneyle dünya turuna çıkmaya karar vermesi
vardır.
Hayatımın en mutlu günlerini yaşadım dediği iki
yıllık tekne gezisinin ardından geriye
döndüğünde Alaska’da altın aradığı
günlere dair yeni bir roman yazdı. Yanan
Gün isimli kitabının birinci kısmında altın bulunmasından önceki Alaska,
ikinci kısmında ise Glen Ellen kırlarının güzelliği anlatılır. Bu kitabın
başarısı ise sosyalizmi okuyucuya herkesin anlayabileceği bir şekilde
anlatabilmesindedir. Daha sonraki yaşamını tekne gezisinden döndükten
sonra aldığı büyük bir çiftlikte geçiren London ölümüne kadar burada kaldı ve bir yandan
tarımla uğraşırken diğer yandan yazmaya devam etti. Eserlerinde doğanın karşı konulamaz gücünü alt
etme ve hayatta kalabilme mücadelesini romantik bir yaklaşımla ele alan Jack
London, kapitalizmin toplumda yarattığı yıkımları ve işçi sınıfının günlük
yaşama mücadelesini keşfetmiş, sosyalizmden çok etkilenmiş, gerçekçi bir
yazardır. Yaşamı her zaman dolu dolu geçen Jack London’ın hayatında
çelişkiler her zaman olmuş, ama her şeye rağmen tavrını hep ezilenlerden,
işsizlerden, insandan yana koymuştur. Çünkü kendisi de onların yaşadıklarını
yaşamış, acılarını hissetmiş ve bu duygularını yazılarına yansıtmış, kitaplarında da her zaman bu gerçekleri
anlatmaya çalışmıştır. 1916 yılının Kasım ayında hayata gözlerini yuman
London’un intihar ettiğ ileri sürülür. İlk kitabı ‘Kurt Dölü’ 1900 yılında yayınlanan London, 17 yılda elli ciltlik dev bir külliyat vermiştir. Eserlerinin çoğu klasikleşmiş ve efsaneleşmiştir. En ünlü eserleri arasında Vahşetin Çağrısı, Deniz Kurdu, Beyaz Diş, Demir Ökçe, Martin Eden, Ademden Önce, Yanan Gün, İstridye Korsanları sayılabilir. Daha
fazla bilgi için: |
|
Ana Sayfaya Dönmek İçin Lütfen Tıklayınız |
|
Sayfalardaki yazı ve resimlerden kaynak gösterilerek alıntı
yapılabilir. Son güncelleme:
18.Şubat.2008 |
|
|